istanbulimpro eğitmen kadrosu uzun yıllardan beri kendi bünyesinde devam eden eğitimlerin yanında Haliç Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Müjdat Gezen Sanat Merkezi, Sadri Alışık Kültür Merkezi, İstanbul Güzel Sanatlar, Aydın Üniversitesi, Moda Güzel Sanatlar, Adıgüzel Güzel Sanatlar, pek çok Kolej ve şirket bünyesinde eğitimler vermiş, oyunlar sahnelemiş olan bir kadro. 

Eğitimlerinde temel çıkış noktasını “Doğaçlama” üzerine oturtan eğitmen kadrosu metin temelli yapmakta olduğu çalışmaları gerek sahne gerek kamera oyunculuğu odaklı bir eğitim paketinde topladı ve 10 haftalık 60 saatlik bir süreci kapsayan “Oyunculuk Sınıfı” programını oluşturdu.

Doğaçlama beden, uzam ve tüm insani kaynakları kullanarak bir düşüncenin, durumun, karakterin, gerektiğinde bir metnin tutarlı, anlaşılır fiziksel ifadesini, tüm çevresel uyarıların etkilerini de katarak, spontan bir şekilde yaratmaktır.

Bunu yapabilmek için ön yargılardan kurtulup, oyuncunun kendini sürprizlere bırakması gerekir. Bir karakter yaratırken metnin derinliklerinin de ötesine geçebilmek ancak kendini tanıyıp, kabul etmek, değişime açık olmak, hata yapmaktan korkmamakla mümkün olabilir.

Yani oyuncunun peşinde olduğu ânın içinde olmak. Bütün oyunculuk metotlarının peşinde olduğu şey de bu değil midir?

Aslında yüzyıllar boyunca oyuncu doğaçlama yapmış. Yani oyununda olay ve metni o anda kendisi bulmuştur. Sonra, yine doğaçlamalardan oluşan metinler yazılmaya başlanmıştır. Oyuncudan bağımsız bir yazım sanatı gelişmiş ve oyuncu yaratıcılığı ikinci plana atılmıştır. Metinle birlikte oyuncunun davranışları önceden belirlenmek zorunda kalmış, yani metnin yanında hareketlerde ezberlenmeye başlamıştır. Bu tutum yönetmenin önem verdiği yanları ortaya çıkarmıştır elbet ve farklı oyunculuk biçimlerini geliştirmiştir. Ama önceden ezberlenen metin ve hareketlerin ilk kezmiş gibi canlandırılabilmesi genellikle oyuncunun arayışı olmuştur.

20.yüzyılın başlarında bireysel ve bireysel sorunlara önem veren metinler yazılmaya başladı. Bu durum oyunculuğun yaratıcılığa daha çok ihtiyaç duyulması demekti. Yine de her şey yönetmenin hâkimiyetinde ilerlemekteydi.

Sahnede oyuncunun yaratıcılığı arka plana atıldığı andan itibaren arayışlar sürmüştür. Hatta Stanislavski son yıllarında bir role yaklaşım için yeni bir yöntem yazmıştı. Bu yazısında o gün okunan bir oyunu ertesi gün hemen prova etmeyi tavsiye ediyordu. Böylelikle oyuncunun ve karakterin içindeki yaşam zorunlu olarak ortaya çıkıyordu.

Oynanan Bir metnin ister sahnede ister kamera önünde olsun, prova süreçlerinden geçmesi, tüm ayrıntıların çalışılmış olması aslında bir şeyi değiştirmez. Performans anında oyuncu bir doğaçlamacıya dönüşür aslında. Basitçe seyirci güldüğünde mesela bir sonrası için zamanlamasını ayarlar. Ya da karşısındaki oyuncuyu ilk kez görüyormuş, duyuyormuş gibi davranır.

 

Çalışılmış her şeyin korunması bir şey değiştirmez. Çünkü oynamak ve doğaçlamak karmaşık bir birlikteliktir, her biri diğerini içselleştirir. Ve şüphesiz oyunculuğun doğal bir parçasıdır.

 

Elbette metindeki bir durumu ilk kez doğaçlarken öğrenci yeni sorunlarla karşı karşıya kalıyor. Çünkü doğaçlama anında metinde varsayılan durumlar değişir ve karakter bu yeni durumlar karşısında yeni davranışlar geliştirmek zorunda kalır. Oyuncu bu noktada riskler almalıdır, hata yapmaktan korkmamalıdır, birlikte oynadığı oyuncuya güvenmelidir. Tüm bunlar yeni çözümlemeler getirecektir. Algılarımız kendimizden doğan bir karakter yaratmak için oldukça kıymetlidir.  Farkındalık bir saat gibi zihnimizin altında bir yerde işlemelidir.

 

Oyunculuk sanatı her daim gelişmekte olan bir sanat. Tarihsel olarak değişiyor, toplumsal değişikliklerden etkileniyor ve toplumu etkiliyor. Bu canlı alışveriş oyunculuğu  her zaman genç tutar. Bu nedenledir ki bugün oyuncunun yaratıcı olabilmek için daha çok çaba sarf etmesi gerekmekte. Tarih bilmeli, politik bir bakışı olmalı, dünyadan, çevresinde olup bitenlerden haberi olmalıdır. Oyuncu oynadığı karakteri kendi donanımlarıyla değerlendirebilmek için bunlara ihtiyaç duyar. Üstelik bunu refleks haline getirmek gerekir ki ânı değerlendirebilsin.

Bir metindeki karakteri yaratma sürecinde oyuncunun öncelikle geliştirmesi gerekenler neler olabilir? Çalışırken nelere ihtiyaç duyar?

· Bakmak ve görmek yeteneği

· Dinlemek ve dikkatle dinlemek yeteneği

· Sahne koşulları altında gerçekten hatırlayabilme

· Sahnede düşünebilmek

· Karşındakinin ne söyleyeceğini bilememe

· Kendi denetimini kaybetmeme – farkındalık

Ve bunlar daha da çoğaltılabilir. İşte bu yüzden çok ciddiye alınmalı hazırlık süreci. Çünkü tüm bunları geliştirmek için çok sıkı bir çalışma gerekmekte.

 

Bu kısa hazırlık sürecinde oyuncunun bireysel özelliklerinin kısıtlanmaması, yabancı gelecek tekniklerle çalışmamak, henüz keşfetmekte zorlandığı rollerin üzerine yüklenmemesi oldukça önemli. Acele etmeden, adayın hazır hissettiği, kendinden yola çıkarak kolaylıkla çözümleyebileceği karakterler ve çözümlemelere yönelmek adayın kendi yolunu bulmasını sağlayacaktır.

 

istanbulimpro eğitim programını bu temeller üzerine oturttuğu “Oyunculuk Sınıfı” programıyla derslere başlıyor. Bu program oyunculuk yolculuğuna yeni başlayanlar, gerek sahnede, gerek kamera önünde kendini geliştirmek isteyenler için farklı deneyimler sunmaktadır.

istanbulimpro Sahne

+90 (544) 580 14 00

Osmanağa Mahallesi, Halitağa Caddesi Şadırvan Pasajı No:28 Kadıköy/İstanbul

  • Grey Facebook Icon
  • Grey Twitter Icon